Merhaba ben Elif.Bu siteyi ben açtım.Yorum gönderenlere ve bu siteyi ziyaret edenlere çok teşekkkürler.Gördüğünüz gibi site eskiye göre çok farklı. Ama bu yazıları yazmaya çok emek verdim.Lütfen kopyalamayın.Önerilerinizi ve görüşlerinizi bekliyorum.
13 Eylül 2009 Pazar
ÇOCUK AKLI
.: Hamile Kadın :.
Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak :
- Teyze ne var sizin karnınızda ?
Kadın: - Çocuğum var evladım, diye cevap verir.
- Sizin çocugunuz mu?
- Evet
- Onu seviyor musunuz?
- Evet
- Çok mu seviyorsunuz?
- Evet evladım.
- Öyleyse onu neden yediniz?
- Teyze ne var sizin karnınızda ?
Kadın: - Çocuğum var evladım, diye cevap verir.
- Sizin çocugunuz mu?
- Evet
- Onu seviyor musunuz?
- Evet
- Çok mu seviyorsunuz?
- Evet evladım.
- Öyleyse onu neden yediniz?
.: Yıldızlar :.
Öğretmen, sınıfta gökyüzü ile ilgili bir yazı okudu.Sonra bu yazıyla ilgili çocoklara soru sordu:
-Ayşe, bana bildiğin yıldızları sayar mısın?
Ayşe düşünmeden yanıtladı:
-Pop yıldızları, spor yıldızları,sinema yıldızları...
-Ayşe, bana bildiğin yıldızları sayar mısın?
Ayşe düşünmeden yanıtladı:
-Pop yıldızları, spor yıldızları,sinema yıldızları...
.:Bir Lira:.
Birgün Ali annesinden bir lira ister . Annesi :
- Bir lirayı ne yapacaksın ? diye sorar. Ali
- Bir yaşlı adama verecem der. Annesi : Neredeymiş bu yaşlı adam? der Ali de :
- Şu köşede dondurma satan bir adam var ya işte o .diye cevap verir.
20 Temmuz 2008 Pazar
BİYOTAKLİT VE KAMUFLAJ (başlığa bakıp işim olmaz demeyin çok ilginç...)

Canlılar,değişen çevre koşullarına uyum sağlamak , düşmanlarından korunmak için bazı özellikler geliştirmiştir.renk değiştirmek,aşka canlıları veya cansızları taklit etmek bunlardandır.İşte size birkaç örnek :
-Yeşil renkteki çalı çekirgelerinin yaprak çalı veya bir ağaç sapına benemesi biyotaklid örnektir.
- Kamuflaj kullanan canlılardan biri de akrep balığıdır.Mercanların arasında harektsiz duran bir akrep balığıçevresinden ayırt edilemez.
- Bir tırtıl kuş pisliği taklidi yaparak düşmanlarından korunur.Bu yüzden hiçbir hayvan onu yemeye kalkışmaz.

- Suyun içindeki bir timsahın görüntüsü tıpkı yüzen bir ağaç kütüğüne benzer.Timsah bu benzerliği sayesinde su içmeye giden antilopları kolayca avlar.
19 Temmuz 2008 Cumartesi
CADI KAZANI

Cadpertan adlı göklerdeki bir ülkede cadı ve periler bir likte yaşarlarmış ama hep kavga ederlermiş.İki cadı kız kardeş ise bu olaylara ilgisiz , kendi yararlarına büyü ve sihirler yaparak yaşarlarmış.Birinin adı Süspüs,diğerinin ise Tersdüz'müş.Terdüz sakar ve sihir yapmada becerikli, Süspüs ise süslü ve büyü yapmada becerikliymiş.Tersdüz'ün şapkası sağa doğru uzayan ve yeşil bir sapkaymış.Burnunun ortasında koskocaman bir sivilcesi varmış.Süspüs'ün ise pullu bir şapkası ve upuzun kıvırcık saçları varmış.İki kardeş tek başlarına yirmi üç katlı bir şatoda yaşıyorlarmış.Bir gün Süspüs bir süs büyüsü yaparken Tersdüz'ün sesi gelmiş.Süspüs hemen on ikinci katta dinlenen kardeşinin yanına koşmuş.Birde bakmış ki Tersdüz'e nefret duyan peri Kindayna Tersdüz'ü bir kediye çevirmiş ve öylece Tersdüz'e bakıyormuş.Süspüs Kindayna ile bir sihir kavgasına tutuşmuş ama Süspüs pek sihir bilmezmiş.Nerdeyse yenilecekmiş ve onda aklına "Kurbağaya Çevirne Büyüsü" gelmiş.O basit büyüyü yapmış ve Kindayna'yı bir kurbağaya çevirmiş.Sıra kardeşindeymiş.Ama kediyi insana çevirme büyüsü bir türlü aklına gelmemiş.Büyü kitabını eline almış ve kediyi insana çevirme büyüsünü bulmuş.Büyüyü yaparak kardeşini tekrar insana çevirmiş.O günden itibaren evlerinin camlarına ve balkonlarına "peri kalkanı" yapmışlar.Tersdüz bir daha böyle dalgın dalgın oturmayacağına , Süspüs ise kardeşini ihmal etmyeceğine ve bu kadar süslü olmayacağına söz vermiş. İki kız kardeş bundan böyle mutlu mutlu yaşamışlar.
YAZAR:
Elif KARAKOYUN (ben)
18 Temmuz 2008 Cuma
BİLİYOR MUYDUN ?
NEDEN KÖPEKLER HER TARAFI KOKLAR ?Köpeğinizi yürüyüşe çıkardığınıza onun elektrik direkleri ve duvar dipleri gibi yerleri koklayarak dolaştığını görürsünüz.Kokladığı bu yerler başka köperlerin daha önce çiş yaptığı yerlerdir.Bu kokudan , başka bir köpeğin oradan ne zaman geçtiği,kendisinden byük mü,küçük mü olduğu,güçlü mü yoksa güçsüz mü olduğunu olduğunu anlar.Bunları anladığında o da oraya kendi çişini yaparak kendi kokusunu bırakır.Böylece başka köpeklere buraların kendi bölgesi olduğunu bildirmiş olur.
NEDEN KÖPEKLER KUYRUKLARINI SALLAR ?

Köpekler sevindikleri zaman kuyruklarnı sallarlar.Bizde sevinçli olduğumuzda yerimizde duramayız değil mi ? Ne kadar sevindiğimizi göstermek için hoplyıp,zıplar , ellerimizi çırparız.Aynı şekilde bir köpek de sevindiği zaman bunu kuyruğu ile belli eder.
KEDİLER VE KÖPEKLER RÜYA GÖRÜR MÜ ?

Evet,kediler ve köpekler de tıpkı insanlar gibi rüya görürler.Bazen bir köpek uykuunda inleyip bağırır.Bazen de kuyruğunu sallar ve koşuyormuş gibi bacaklarını oynatır.Bu onun rüya görmekte olduğunu gösterir.Kim bilir ,belki de rüyasında başka ir hayvanla kavga ediyordur.
TAVŞANLARIN KULAKLARI NEDEN UZUNDUR?

Tavşan iyi işitmek zorundadır.Çünkü güçsüz bir hayvandır.Bir düşman yanına yaklaştığında hemen kaçması veya saklanması gerekir.Kocaman kulakları onun en hafif sesi duymasını bilre sağlar.Tavşanların uzun kulaklı olmasının bir sebebide sıcaktan rahatsız olmalarını önlemektir.Tavşanlar bizim gibi terleyemezler,bu sebeple bir düşmandan kaçarken kulaklarını havaya dikerler.Kulaklarında çok kan vardır ve koşma sırasında rüzgar bu kanı soğutur.Kan vücutta dolaşırken onn serinlemesine yardımcı olur.
NEDEN FİLLERİN HORTUMLARI UZUNDUR?

Fillerin hortumları aslında onların burunlrıdır ama,aynı zamanda bizim ellerimiz gibi de kullanırlar.Filler hortumlarını sağa sola sallayabilir ve onlarla bazı şeyleri kavrayıp kaldırabilirler.Yiyecekleri otları koparmak ve ayakta dururken su içmek için hep hortumlarını kullanırlar.Hortumları bu kdar uzun olmasaydı filler yiyip içmek için diz çökmek zorunda kalırlardı.
17 Temmuz 2008 Perşembe
BAŞKA ÜLKELERİN DE ÇOCUK BAYRAMLARI VAR !

Atatürk, Ulusal Egemenliğimizin ilan edildiği günü, yani 23 Nisan' ı çocuklara arağan etti. İşte bu nedenle , Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın hepimiz için özel bir yeri var . Her yıl, bu özel günde " Yurtta barış,dünyada barış " ilkesinin ışığında diğer ülkelerin çocuklarını ülkemize davet ediyoruz ve bu günün coşkusunu onlarla paylaşıyoruz.Biliyor musunuz , başka ülkelerinde ulusal bayramları ve çocuk günleri var.
Japonya'da İki " Çocuk Bayramı" Var !
Japonya ' da Ulusal Çocuk Bayramı her yıl 5 Mayıs'ta kutlanıyor.Bu bayramda çocuklar aileleriyle birlikte birbirinden ilginç etkinlikler yapıyorlar . 5 Mayıs , 1948 yılında ulusal çocuk bayramı olarak ilan edilmiş.Ancak gerçekte bu bayram çok daha eski tarihlerde kutlanıyormuş.Üstelik de "Erkek Çocuk Günü" olarak.Bu nedenle bu bayramda o dönemlerden pek çok geleneksel etkinlik gerçekleştiriliyor.Örneğin , bu bayramda erkek çocuğu olan aileler bahçelerine ya da balkonlarına erkek çocuklarının sayısı kadar uçurtma asıyor. Bu uçurtmaların özelliği,dev bir sazan balığı biçiminde olmaları ve içinden geçebilen hava akımı sayesinde dalgalanmaları.Sazan balığı ,Japonya’da güç ve başarının simgesi olarak kabul ediliyor.Bu günde , aileler evlerinin içini de halk kahramanlarının maketleriyle süslüyorlar Ayrıca o gün , Tokyo’da Çocuk Olimpiyatları yapılıyor.Çocuklar,düzenlenen yarışmalara katılıyorlar ve kendileri için hazırlanan gösterileri izliyorlar.
Japonya’da bir “ Kız çocuk günü “ var! “Taşbebek Günü” olarak adlandırılan Kız Çocuk Günü , her yıl 3 Mart’ta kutlanıyor.Kız çocuk gününde kız çocuğu olan aileler evlerinde birbirinden güzel taş bebekler sergiliyorlar.Bu bebekler,üzeri kırmızı bezle kaplı,basamaklı bir sandığın üzerine yerleştiriliyor. Bunlar genellikle ,eski imparatorluğun aile üyelerini temsil eden bebekler oluyor.İmparator ve imparatoriçe bebekler,en üst basamağa yerleştiriliyor.Diğer bebekler ise önem sıralarına göre alttaki basamaklara diziliyor.Kız çocuklar ,bu günde özel kimonolarını giyerek birbirlerinin bebek sergilerini ziyaret ediyorlar.Bu ziyaret sırasında da onlar için özel olarak hazırlanmış yiyeceklerden yiyorlar.Bebekler birkaç gün sergilendikten sonra,bir sonraki yıl yeniden sergilenmek üzere sandıklara kaldırılıyor.
27 Mayıs 2008 Salı
KOMİK BİR OLAY :)
Bir dönem genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor: "Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış. Genel Müdür bey beni çağırttı: - Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım: - Anlamadım! Hangi kartlar efendim? - Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah... - Çabuk hemen hazırlayıverin. - Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım? Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım: "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim" 1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı: "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?.. Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim", "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim", "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim" ...1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918.. 2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor! Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım.. Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak. 209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim: "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.""Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."...Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.." "Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.." “Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.." "Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.." "Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun” "Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.." "Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.." "Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken..""Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş” Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi. "Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!.. 3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
